31 Aralık 2010 Cuma

9 Aralık 2010 Perşembe

Kuş Yuvasını Yeniledim...

               İki kuş beslemiştik zamanında. Daha sonra taşınırken onları bir arkadaşa vermiştik. Kafes bizde duruyordu. Ama zaman içinde paslanmış. Anneme gidince gördüm bi elden geçireyim dedim. Hatta annem çok sever kuşları diye kuş almaya da niyetim vardı. Ama abim duyunca etmedi. Çünkü annemin alerjisi var. Toza, tüye, polene karşı. Bende boyadım boş boş götürüp bıraktım anneme. Onun sağlığı herşeyden önemli bizim için.























Çok emek verdim denemez. Sprey boyayla boyadım işte:))









Ama eskisinden daha güzel olduğu kesin:))









Umarım içini birgün bir kuşla doldururuz:))
         

3 Aralık 2010 Cuma

Abimin Nişanını da Yaptık :))




            Gece düğün tadında çok güzel geçti.  Herkes de gelinimizi çok beğendi, sağolsunlar. Biz mi, biz zaten beğenmiştik. Daha önce tanıştık. Çok tatlı, çok güleryüzlü maşallah. Abimde çok yakışıklı oldu. Gelinimizde çok güzel oldu. Birbirlerine çok yakıştılar. Allah nazarlardan saklasın. Ve ömür boyu mutluluk, huzur, hayırlı geçim versin. Sağlık versin. Buyrun resimler...




Nasıl yakışmışlar değil mi?  :)


İlk dans...





Nişan takıldı. Artık resmen gelinimiz oldu:))




Pasta da çok tazeydi efenim :))


          Ve takı faslı. Damada sarılan annişkom. Anne oğul sevgisi işte. Sağdaki siyah elbiseli alımlı(!) bayanda bendeniz efendim. Sarı Meleğiniz:))


Dayımın kızı ve teyzem yardımcı olurken...


 Saatin kordonu çok değişik bir açılışa sahipti. Açmak için baya bi uğraştık.Kahkahalar ordan kalma :))








Haydi. Hobaaa.....

Kardeşim coşmuş burada:)



 




Tekrar bir dans...




Sağdaki de küçük kardeşim. Yakışkılı ama kerata:)) Daha da sağda bir minik de girmiş ekrana:))


Bu yakışıklı bey de gelinimin kardeşi.

 İkisine de kısmet aranıyor. İlgilenenlere duyurulur:)))

               Ve bitti. Bu yazıyı daha önce hazırlamıştım. Bir iki ekleme daha yaptım. Ancak yolluyorum. Umarım beğenirsiniz. Darısı tüm bekarların başına inşallah:)) Sevgi ve sağlıcakla kalın...

5 Kasım 2010 Cuma

Tam Bir Ay Olmuş....

          Çoktandır yazı ekleyemedim. Bir ay olmuş yazı eklemeyeli. Yoğunluk var bu ara. Birçok düğün var. Kuzenlerimden bir çoğu evleniyor bu sene. Herkes, sen şans getirdin diyor. Çoktandır evlenen olmamıştı aslında. Ben geçen sene evlendim; bu sene de hepsi :)) Kısmetleri bana mı bağlıydı nedir? :) Düğüm bende bağlıydı sanırım. Evlenerek hepsinin kısmetini çözmüş oldum:) Allah herkese mutluluklar versin. Bugün de adapazarına gidiyoruz. Yarın abimin nişanı var çünkü. Aslında eşyalarımı toparlamam lazım. Ama yaptığım şeye bak:) Eşim akşama hazır olmazsam bırakıp gidecek beni:))


       Düğünlerden fırsat kalmayınca hiç bir işle de uğraşamadım bu aralar. Ya da belki tembellik. Belki de evin soğuk, ne soğuğu buz gibi olması hevesimi kırıyordur. Merkezi sistem bizim siteler. Ne zaman keyifleri gelirse o zaman yakıyorlar kaloriferleri. Kışı nerdeyse yarılıyacağız daha iki gün dışında yakmadılar. Neymiş herkes kızıyormuş yakma diye. Çok para geliyormuş. Millet az ödemek istiyor diye hep birlikte soğuktan öleceğiz. Bu sene de son yılların en soğuk kışı olacakmış. Bu sene ölmezsem bir daha soğuktan ölmem heralde. Şu an bile ellerimi ayaklarımı görseniz. Buz kestim. Allah'tan oturma odamızda ufomuz var onu yakıp oturuyorum. Ama o oda dışında heryer buzzz. Ben zaten yazın iki veya ennn fazla üç ay ısınırım. Onun dışında hep üşürüm. Beni düşünün artık. Şu güneşi görünce yakmıyorlar. Sanki ısıtan bir güneşmiş gibi. Soğuk havalar gelsede yakmaya başlasalar bari. Ne kadar dertliymişim yav. Ama Allah en yakın zamanda kendi evimizi almayı nasip etsin de merkezi sistem alır mıyım görürsünüz. Allah uzak etsin. Neyse yeni üretimler yapamadım anlayacağınız. Eskilerden bir şeyler ekliyeyim bari. Acemilik ürünleridir. Lütfen gülmeyiniz:))) Gülseniz de belli etmeyiniz:)))



           Hangi kolonyaydı bilmiyorum ama eskiden çok görürdüm bunlardan. Boğaziçi miydi tam hatırlayamıycam ama hala da var sanırım. Geçenlerde bir yerde görmüş şaşırmıştım. Biz küçükken eve kim kolonya getirse kabı böyle olurdu. Maziye götürür beni o yüzden. Bende kaç zaman önce bu şişe elime geçince atmaya kıyamadım. Değerlendireyim dedim. Simli uhularla boyadım. Aralardaki şeffaf kısımları da simli ojeyle boyamış alt ve üst kısmını boyutlu boya ile şekillendirmiştim birkaç sene önce. Şimdi annem kalem kutusu olarak kullanıyor.



           Ve bunu da utanmadan yayınlıycam yani. Yanılmıyorsam meyveli yoğurt ya da dondurma kutusuydu. Geçmiş zaman unuttum şimdi. Annem bunu mutfakta poşet klipslerini koymak için  kullanıyordu. Bari renklendireyim de üstündeki reklam gitsin demiş beyaz boya ile boyamıştım. Bitmiş ama son bir damla fıslatacak hali kalmış altın yaldız sprey boyamı üstüne püskürtmeye çalışmıştım. Belki bu dediğime inanmıyacaksınız, şu korkunç görüntüsüne rağmen inanın eski halinden çok iyi oldu:))




     Bu da bulaşık makinesinin hışmına uğramış. Yıpranıp buzullanmıştı. Onu da boyadım. Hazır yapıştırmalardan yapıştırdım. Boyayı çok kalın sürmüşüm ki fırça izleri belli olmuş. Annem buna da bozuk paralarını biriktiriyor hala. Buda birkaç sene öncesinin imalatı.



               Şimdi biraz daha günümüze geliyim:) Bu şu an oturduğumuz evin mutfağı. Tavana kadar fayans döşeli. Masanın üstündeki kısım gözüme biraz fazla sade geldi. Bende hazır aldığım silikon şekillerle bir renk katayım dedim. Şimdi baktıkça içim açılıyor. Görenlerde çok beğeniyor. Hatta hobi ile uğraştığımı bilenlerin bir kısmı bunları da mı sen yaptın diye abartmadı değil. Ama o kadar da değil diyorum. Yani adımızı marifetli yazdık diye:)) cık cık cık. Onları nasıl yapayım ayol:))



        Masadakiler radyom. Yemek yaparken müzik dinlemek hoş oluyor. Yağlık tuzluk takımını da çok sevdiğim bir yaşlı teyzem hediye etmişti çeyizime. "Çok değerli birşey değil aslında ama anca bunu alabildim. Kullanırsan memnun olurum. Kullandıkça beni hatırlarsın demişti". İnanın sürekli elimin altında. Sürekli de hatırlıyorum. Kendim de "hisar"dan almıştım böyle bir takım ama onlar vitrinde duruyor. Günlük kullanmaya kıyamadım. Bunlar sürekli elimin altında. Belki en sık kullandığım şey bunlar. Demek neymiş. Mesele çok pahalı bir hediye götürmek değilmiş iyi niyet herşeyden önemliymiş. Ve kullanmaya kıyamıyacağın şeye çok para verip almamak gerekliymiş. Gerçi onları da misafirlerim geldiğinde kullanıyorum. Hem temiz oluyor hem yıpranmamış.



           Şimdi de çeyizimi yerleştirmeye gelirken başlığını kırdıkları abajurum var sırada. Özene bezene almıştım. Demek bir şeye çok özenmiyceksin. Mobilya takımıma uysun diye kahve ve tonlarında almıştım.




    Aslında normal dururken hiç belli olmuyor. Kırığı göstermek için elimi arkasına koydum. Normal duruşundan kimse anlayamaz. Zaten arka tarafa çeviriyorum. Bir süre böyle kullanalım da belki sonra birşeyler düşünürüz.


       Ve son olarak sırada sazlıklarım var. Kardeşim canım benim böyle orjinal şeylerden hoşlandığımı bildiği için; gittiği bir seminerde fazla sıkılınca dışarı çıkmış. Bir de baktım sazlıklar olan bir yerdeyiz diyor. Birkaç tane koparmış getirmiş. Ama görseniz halini kolları çizik içinde. Meğer bunların yaprakları çok keskinmiş. Kendileri de kopmuyorlardı, çevire çevire zor kopardım dedi. Yanımda kesici birşey olsa daha da getirecektim dedi. Ki kardeşim bir firmanın planlama ve lojistik yöneticisi yani. Biri görse ne diyecektin dedim. Koskoca yönetici çizikler içinde sazlık koparıyor diyince mahçup olmayacak mıydın deyince senin için herşeyi göze aldım dedi. Canım benim yaa. Kurban olurum kardeşlerime ben.






       O zaman bekardım. Sonra evlenmeye karar verip de koltuk takımını falan alınca. Bunca emekle kardeşimin bana getirdiği sazlıklara da uygun bir vazo arayıp durdum günlerce. Sonunda buldum ve salonumun en nadide köşesindeler şimdi. Baktıkça hem kardeşimi hatırlıyor hem orda koparırkenki halini düşününce yüzüme bir gülümseme geliyor:))




Bu da nişanımızda getirilen nişan çiçeğim. O da salondaki yerinde.



                Bu elimdeki rölyef projem. Masamın başına oturabildikçe yapıyorum. Şu an kaplaması falan bitmiş durumda. Anneme (kayınvalideme) yapıyorum. Benden bir tablo istemişti. İlerleyen aşamalarını daha sonra eklebileceğim. Şimdilik bu kadar. Önce gidip biraz ufomun başında ısınmalı sonrada valizimi toplamalıyım. Sağ ve Sağlıcakla kalın. Sağlıklı mutlu hafta sonları diliyorum hepinize. Pazartesiden sonra görüşmek dileğiyle...