31 Aralık 2011 Cumartesi

İyi Seneler...!





Herşeyin gönlünüzce olacağı, tüm hayallerinizin bir bir gerçekleşeceği, sağlıklı ve huzurlu nice seneler diliyorum. Güzellikler hep sizinle olsun...


  
Not: Fotoğraf netten alıntıdır.

6 Aralık 2011 Salı

20 Yaş Dişim!



        Diş iltihabıyla uğraşıyorum bir haftadır. 20 yaş dişim çıkamıyor. Çıkamadıkça diş etlerime iltihap yapıyor. Ve ben ağzımı dahi açamıyorum. İltihabı geçince küçük bir operasyonla aldırmam gerekiyormuş. Dişçi korkusu mu diş ağrısı mı daha ağır basar? İnsanın ağzının içine nasıl dikiş atılır? Kafamda bu sorular beynime vuran ağrı. Şunu anladım ki ; İnsanın neresi ağrırsa canı oradaymış. Hepinize sağlık diliyorum. Dünyada sağlıktan daha önemli hiç bir şey yok. Hoşçakalın ve beni özleyin...

14 Kasım 2011 Pazartesi

Kağıt Toplar Ve Tabakta Rölyef


















Bir önceki yazımda  yarım kalan kağıt toplar bu hale geldiler.




 

           Aslında yapmak istediğim tam olarak bu değildi. Sert bir tel edinebilirsem tellerden sap yaparak bunları çiçek şekline çevirmek niyetim. Şimdilik vazoda duruyorlar.










          Bunu rölyefe başladığım ilk sene yapmıştım. İlk ürünlerimden biriydi kendisi. Boyamadaki acemilikten belli zaten. O beyaz şeylerin bulut olduğuna inanmakta güçlük çekiyorum şimdi:) Yeşilliklerini çok tutkallamış olmalıyım sürekli ufalanıp toz döküyordu olduğu yere. Yeşilliklerini değiştirdim. Artık toz moz dökülmüyor.









Sağ ve sağlıcakla kalın...



NOT: Bugün sevgili eşimle evlilik yıldönümümüz. İki yılımızı doldurduk mutluluk huzur içinde. İnşallah ömrümüz hep böyle güzel, hep birlikte geçer seninle... Hayatıma renk, anlam kattığın; gönlümü bir çiçek bahçesine çevirdiğin; hayatımın en önemli kararını vermiş olmaktan beni asla pişman etmediğin için sana çoook çok teşekkür ediyorum kocacığım. İyi ki varsın. İyi ki karşıma çıkmışsın. Seni Çok Seviyorum...

1 Kasım 2011 Salı

Küllerimden Doğuyorum...

           

               Uzun bir aradan sonra yeniden buradayım. Bu kadar tembellik yeter. Artık üretme zamanı. Hobilerime vakit ayıramadım bir süredir.  Bir rehavet çökmüştü. Çok şükür attım üzerimden. Tabi bunda yaklaşık bir senenin, ailevi sağlık sorunları yılı olmasının da etkisi vardır belki.  Ameliyatlar ve hastalıklar yakamızı bırakmadı hiç. Gelecek sene herşey çok daha güzel, çok daha yolunda geçer. Umarım. Sağlıktan değerli hiç bir şey yok.

             Bir baza ve bir dolap alabildiğine malzemeyle dolunca bende alarm sinyalleri ötmeye başladı. Değerlendirmek üzere atamadığım kutular, kartonlar, kıvır zıvır, eş dost akrabanın da sen bunu değerlendirirsin diyerek getirdiği bir sürü malzeme dolaba sığmaz taşar oldu. Düzensizliği hiç sevmem. Elimi attığımda aradığım şeyi bulmalıyım. E bu haldeyken birini alacağım derken üçü birden yere yuvarlanır olunca bende şarteller attı. İyi de oldu.  Üretmeyi çok özlemişim.

             Aslında minyatür çalışmalar yapmayı çok arzu ediyorum. Ama minyatür malzemeleri ufacık tefecik şeyler olduğundan ve minik minik kutularda bulunduğundan her aradığımı istediğim an bulabilmek için önce büyük malzemeleri kullanarak dolapları boşaltmak niyetindeyim izninizle.

             Desenleri hoşuma gittiği için atamadığım iki adet gömlek kutusu vardı. mysunnyfunnydays adlı bloggerin yaptığı kağıttan topları görünce; budur dedim ve kolları sıvadım. Başladıktan sonra başıma iş aldığımı anladım, lakin geç oldu:) Çünkü bu arkadaşımda olan daire kesme kalıpları bende yoktu. Tek tek çizip, tek tek kesmek! zorunda kaldım. Daire kesmek kesilebilecek en zor şekil herhalde diye düşünmeme neden olan uzuun bir uğraştan sonra bitirdim:)



Araba kokusu bitince atmamıştım. Kalın ve sağlam bir hali var. İlla bir yerde kullanırım diye duruyordu. (Bu atamamak bende hastalık oldu iyice:) )Kalıp olarak çok işe yaradı.











Sonra desenler dışta kalacak şekilde ortalarından katladım.



Ve birbirlerine yapıştırarak toplarımı oluşturdum.












           Bunlara bir kurdele ararken bir eşofmanın belinden çıkardığım ipi bulunca onu kullandım. Ortalarındaki boşluktan geçirip, kaymasınlar diye alt kısmından düğümledim. Sarkaç süsüm hazır oldu ve yerini aldı bile:))












Diğer gömlek kutusu nerede derseniz.







Onun kalıbı daha küçük. Bitmiş bant rulosu. Beni asıl uğraştıran bu oldu zaten. Çizdim henüz kesiyorum.









Daha işi bitmedi. Bitince onu da yayınlayacağım. Şimdilik hoşçakalın. Sağlıcakla kalın.



20 Ekim 2011 Perşembe

9 Ağustos 2011 Salı

Güllerim Soldu... Kendimi Okumaya Verdim :)









Bu ara elim bir işe gitmez oldu. İlhamımı kaybettim. Gördüğünüz üzere boş işlerle uğraşıyorum:) Domates kabuklarını soyunca gül şekli verip kurutayım, bir yerde kullanırım dedim. İlki fena olmadı. Üst resimdeki gayet güzel şekli değişmeden, kendisi de bozulmadan kurudu. Ama daha sonrakilerin hepsi bozuldu. Şekli değil ama küflendiler ve alt kısımdan kurtlandılar. Resimlemeden attım hepsini. Sürekli kaldırıp altını hava aldırmak lazımdı demek ki.










       Son zamanlarda okuduğum kitaplar. Bu ara zaten sadece kitap okuyorum. Kitap okumayı çok seviyorum. Kitap ayrımı yapmıyorum. Ne bulsam alıp okuyorum.





          Çok bilimsel anlatımı olanlar sıkıcı olabiliyor ama Evlilliği Sürdürme Sanatı'nda yapılması gereken ana konu başlıkları hikayeleştirilerek anlatılmış. Onun için keyifle okudum.


     Evliliğin Dört Mevsimi diğerine göre daha bilimsel anlatılmış. Ama sıkıcı olmamış, kısa kısa geçilince konuların üzerinden. Her evli çiftin içinde kendinden birşeyler bulabileceği bir kitap. Çok güzel tespitler var. Bu arada anladım ki biz kocacımla evliliğin baharında imişiz:) Allah hep bahar ve yaz ayında olmayı nasip etsin. Bize ve tüm evli çiftlere...


          Fransız bir hayat kadınının hikayesini anlatıyormuş. Arka kısmındaki açıklamada böyle birşey yazmıyordu. Aldım bende. Sevdiğimi söyleyemiyeceğim. Ama okudum. Değişik görüş açıları oluşturmak adına.


Robin Sharma ' nın neredeyse bütün kitaplarını okudum. İyi güzel yazıyor ama anlattığı herşey islamiyetin felsefesine çok benziyor. Hindistan tarafında olduğu şekliyle anlatıyor. Bizim ermiş, eren, evliya dediklerimize; o bilge bilgelik diyor. Bütün dünyaya okutuyor kendini. Neden bizden islamiyeti, islamiyetin felsefesini bu şekilde anlatacak ve çok okunacak yazarlar çıkmıyor bilmem.



Çok güzel kitaptı. Atatürk'ün 25- 30 yıl sonrasında olacakları bildiğini, çağında anlaşılamadığını ama sonrasında bir çok konuda tüm dediklerinin aynen dediği gibi çıktığını anlatan bir kitap. Atatürk'ün özel bir takım yeteneklere sahip olduğundan bahsediyor. Hem ilginç, hem doğru tespitler var. Yazar araştırmaları sonuncunda bu fikre vardığından bahsediyor. Gerçekten çok özel bir insandı. Onun sayesinde bu günlerde, bu rahat hayat içindeyiz. Hergün bombalanan, yağmalanan ülkeleri; suçsuz yere öldürülen insanları görünce onun değeri daha bir anlaşılıyor. Eğer bu ülkeyi başımıza üşüşen aç kurtlardan kurtarmasa idi bizde hergün bu ölümün kanın içinde mi olacaktık diye insan düşünmüyor değil. Nur içinde yatsın....



          Kırılma Noktası sürükleyici, merak uyandırıcı, çok iyi kurgulanmış bir kitap. Her sayfasını bir sonraki sayfada olacakları merak ederek okudum. Kalın olmasına rağmen çok kısa sürede bitti.



      Bunu okumaya başladım bugün. Osmanoğullarının hikayesi hiç böyle anlatılmadı yazıyordu kapakta. Merak ederek aldım. Nasıl anlatılıyormuş bakalım. İlk 33 sayfayı okudum. Beğendim. Bitireyim bakalım neler olacak. 623 sayfa hadi hayırlısı. Tekrar görüşünceye kadar sağ ve sağlıcakla kalın dostlarım...

1 Ağustos 2011 Pazartesi